
Son zamanların ünlü yönetmeni Christopher Nolan’ın çektiği Uykusuz filmini köşemize taşımaya karar verdik. Film 2002 yapımı. Biz hala o zamanlar Batman’ın büyülü Jokerini yaratan Christopher Nolan’ı fazla tanımıyorduk.
Filmi izlemeden önce Al Pacino ve Robin Williams gibi oyuncular size gereğinden fazla istek uyandırıyorlar lakin konu klasik polisiyse bir mevzu üzerine olunca ister istemez üç kere düşünmek zorunda kaldığımı hatırlıyorum. Zira bol yıldızlı ve klişe filmler genellikle hüsranla bitiyor.
Filmimiz dünyada çekime alınabilecek en son yerlerden birinde çekilmiş: Alaska… soğuk, sakin, kimsesiz bir ortamda kahramanlarımız bir cinayet üzerine araştırma yapıyorlar. Böyle soğuk bir atmosferde ve bu kadar az figüran kullanılan bir ortamda suç film çekmek her yönetmenin harcı olmasa gerek.
6 ay gece 6 ay gündüz olan bir bölge olan Alaska’ya gönderilen iki dedektif, yerel polisin içinden çıkamadığı bir cinayeti araştırmakla görevlendirilirler. Kurban genç bir kızdır. İki Dedektif Will Dormer ve Hap Eckhart (Al Pacino ve Martin Donovan) cinayet izleri silinmeden işe başlarlar. Bu arada dedektif Will (Al Pacino) mesleğinin zor günlerinden birisini yaşamaktadır. Büroda işler kötüdür ve hakkında görevden alınmasına yol açacak kadar önemli iddialar vardır. Büroda dönen kötü işlerin üzerine gitmekte kararlı olan dedektif Hap, teşkilatın kendi içerisinde yapacağı temiz eller benzeri bir operasyona olumlu yaklaştığını söylediğinde Dedektif Will deliye döner. Zira işin ucunun kasıtlı olarak kendisine getirilmesinden korkmaktadır.
Cinayetin; öldürülen kızın erkek arkadaşına havale edileceğini düşünülürken esrarengiz bir gelişme olur ve öldürülen kızın çantası bir terkedilmiş balıkçı kulübesinde bulunur. Bu haber üzerine dedektif Will (Al Pacino) hayatınızda görebileceğiz çok müthiş bir hamle yapar. Çantada ki her şeyin alınmasını ve ardından çantanın, tekrar yerine konmasını ister. Ardından radyolara öldürülen kızın kayıp çantasının anons edilmesini söyler. Böylece katil geride bir ipucu bıraktığını sanıp çantanın olduğu yere tekrar gelecek ve bu sırada da etrafı sarmış polisler tarafından yakalanacaktır.
Plan başarılı olur ve katil kulübeye gelir. Fakat son anda polisleri fark edip kulübede ki gizli bir kapıdan kaçar. Polis peşine düşer. Lakin etraf son derece sislidir. Ve bir anda Dedektif Will, katil sanıp karşıdan gelen ortağını Hap’ı yedek silahı ile öldürür.
Bundan sonra Al Pacino hem katili bulmak zorundadır hem de Ortağını vurduğunu söyleyip söylememek arasında gidip gelecektir. Böylece Hap’in vurulması gizemli katilin üzerine kalır. Katilse olanları görmüş ve bir süre sonra Will’e ulaşmıştır. Anlaşma basittir. “Sen benim peşimi bırak bende senin peşini.” Bu kez Will, bu anlaşma noktasında arada kalır. Bir yanda itibarı diğer yanda ortağının ölümü… Çantadan çıkan tek tip kitaplar Will’i kuşkulandırır. Kitapların çoğu aynı yazara aittir. İşin enterasan yanı kitapları yazan yazar Walter Finch (Robin Williams) Alaska’da ikamet etmektedir. Kızla ilişkisi olan ve onu bir nedenle öldüren odur. Katilimiz belli olmuştur. Will, yazarın peşine düşer ve burada önce kovalama, sonra mecburi bir ortaklık doğar.
Lakin dedektif Will, duyguları arasında gidip gelirken Walter’ı yakalamaya karar verir. Fakat Walter her şeyi planlamıştır. Katilin silahını (Aynı zamanda Hap’ı vuran) kızın erkek arkadaşının evine yerleştirir ve ihbarını yapar. Kızın erkek arkadaşı yakalanır.
Bu arada dedektif Will’e Alaska’da yardım etmesi için görevlendirilen dedektif Ellie Burr işi çözmüştür. Hap’ı Katil değil dedektif Will vurmuştur. Son bir işi daha kalır, yazar Walter’a ifadelerini vermektedir. Walter ise, dedektif Ellie’yi işleri bulandırmaması için öldürmeye karar verir. Kasabanın dışındaki evine gelmesini ister. Will’de geçte olsa son kez kararını değiştirir. Sonuç ne olursa olsun bu işi bitirecektir. İtibarından ve mesleğinde bile vazgeçmiştir. Dedektif Ellie’yı öldüreceğini bildiği için hızla Walter’ın malikanesine gider. Düşündüğü gibi Walter Ellie’yi öldürmek üzeredir. Dedektif Will son anda dedektif Ellie’yi kurtarır. Walter ile arasında çıkan kavgada yaralanır ve Walter ölür. Son nefesinde Ellie’nin her şeyi bildiğini fakat saklayacağını söylemesi üzerine büyük bir söz söyler: “Yolundan çıkma.” Ve ölür.
Hazır unutmadan, filmin adının neden “Uykusuz” olduğunu soranlar olabilir. Alaska’ya dışarıdan gelenler, 6 ay gece 6 ay gündüz olduğu için uyku dengeleri bozuluyormuş. Bu sebeple Kahramanımız Will (Al Pacino) 6 ay gündüz dönemine denk geldiği Alaska’da, Filmin sonuna kadar uyuyamıyor. (yaklaşık 6 gün)
BATUTA
Sinemaekspres
Benzer Yazilar:
Joe (Nicolas Cage), Surat adlı acımasız suç patronunun dört düşmanını öldürmek üzere Tayland’ın başkenti Bangkok’a iner. Bu ülkeyi hiç tanımadığı için kendisine yardım etmesi ve yol göstermesi için Kong (Shahkrit Yamnarm) adlı bir dolandırıcıyla anlaşma yapar. İşini tamamladıktan sonra onu da öldürüp bütün izleri yok etmeyi planlamaktadır.
İşin tuhafı, tam bir yalnız kurt olan Joe kendisini bu genç adama akıl hocalığı yaparken bulacak, bu arada yerel bir dükkanda çalışan sağır ve dilsiz bir kıza adım adım aşık olacaktır. Bangkok kentinin sarhoş edici güzelliklerinde ilerlemeye çalışan Joe kendi varoluşunu sorgulamaya başlar. Surat’ın katliam zamanının geldiğini düşündüğü sırada Joe artık değişmiş, bambaşka birisi olmuştur.
kaynak