Chaplin (1992)

Chaplin (1992)

Charlie Chaplin… Onu bilmeyenimiz yoktur. (Yeni nesil Hariç) Bir döneme damgasını vurmuş bir isim. Şahsen benim çocukluk kahramanımdır. Sessiz filmlerin “Serseri” adamı. Yarattığı “Serseri” karakteri ile zamana damgasını vurmuş bir aktör. İş böyle bir aktörün hayatını filme çekmek olunca ortaya nasıl bir ekip çıkar, nasıl bir senaryo ve nasıl bir yönetmen ile bu işler yürür hep düşünülmüştür. Richard Attenborough bu sorularımıza adeta cevap verircesine bu filme imza attı. Kolundan tutup getirdiği Robert Downey Jr. (ki kendisi benim Hollywood’da en çok değer verdiğim oyunculardan birisidir.) ile takdiri hak eden bir iş başarmış.
Bunun için şu cesur hareketi söylemek yeterlidir sanırım. Yönetmen Richard Attenborough Filmde yer yer Chaplin’in orijinal çekimlerini koymaya karar vermiş. Bu yeni çekilen Chaplin ile tezatlık göstermiyor yada arada sırıtmıyor, aksine daha da perçinliyor. Şüphesiz bu büyük bir başarıdır.


Sadece bu kadarla kalmadan Geraldine Chaplin, Anthony Hopkins, Dan Aykroyd, Marisa Tomei, Penelope Ann Miller gibi bir çok hayranı olduğumuz oyuncuda kadroda yer alıyor.
Film, Charlie Chaplin’in çocukluğuyla başlıyor. Böyle bir ustanın çocukluğunu, içinde bulunduğu sefaleti görmek insanı içten içe kamçılamıyor değil. Babasını görmemiş, sadece Annesiyle yaşayan bir çocuk. Annesi Hannah Chaplin şarkı söyleyerek para kazanamaya çalışıyor. Burada insanın tüylerini ürpeten bir sahne ile karşılıyor izleyenleri. Annesinin sesini beğenmeyen insanlar bir anda ellerinde ne varsa sahneye atmaya başlıyorlar. Hannah’ın başından bir kazan sıcak su dökülmüş gibi, aciz ve korkmuş bir halde ve derken tam bu anda sahneye bir bacaksız çıkıyor. Başlıyor şarkı söylemeye… Eğlendiren, şaşırtan bir performansı var bu çocuğun. Böylece insanları etkilemeyi ilk burada başarıyor küçük Chaplin. Annesine yapılanların rövanşını alıyor bir bakıma ve şarkısı bittiğinde izleyiciden bozuk paralar yağmaya başlıyor sahneye.
Sonraki yıllarda insanları eğlendirmeyi kendisine meslek edinen Charlie’yi sarhoş taklidi başta olmak üzere birçok rolde görüyoruz fakat ısrarla beklediğimiz, kafamızda yer edinmiş olan “Serseri” tiplemesi henüz yok. Sonradan öğreniyoruz ki ünlü “Serseri” karakteri Hollywood’ta ortaya çıkmış yani genç Charlie’nin İngiltere’den Amerika’ya gitmesi gerek. Ve Charlie’nin hayatını değiştiren teklif yapılıyor, kendisine Hollywood yolu açılıyor.


Hollywood yılları, karakter denemeleri derken , Charlie Chaplin, kendi deyimiyle tam sahneye çıkmaya hazırlanmışken birden Tanrı’dan gelen bir hediye gibi, kostüm odasında “Serseri” karakterini yaratır.Hesapta olmadan, üzerinde çalışılmadan ortaya çıkan bu karakter çok sevilir. Artık Charlie için büyüme yıllarıdır.
Bundan sonra karşımızda kendi yapım şirketini kuran bir Charlie Chaplin durmaktadır. Burada ilgimi çeken bir nokta, Charlie Chaplin’in çapkınlığı oldu. Zirvedeki “Serseri” ‘in hayatından sürekli kadınlar gelip geçmektedir. Sonradan öğrendiğime göre gerçekten çapkın bir adammış. Ve bu sebeple başı sürekli belaya giren bir Chaplin karşımıza çıkıyor.
Sesli film teknolojisi üretildiğinde sinema da yer yerinden oynar. Birçok yapım şirketi afallamıştır. Abisi Sydney Chaplin’in tüm ısrarlarına rağmen sesli sinemaya geçmek istemez Charlie Chaplin. Ona göre “Serseri” konuşmayacak bir karakterdir. Chaplin’e göre; Serseri konuşamaz. O başını her türlü belaya sokabilir, her türlü dalavereyi yapabilir ama asla konuşamaz. Bu sebeple sesli sinemaya direnen bir Charlie Chaplin karşımızda durmaktadır. Bu çok gitmez abisiyle yolları ayrılır.

Bunlar kısmen Yahudi bir ailedir. Zaman ikinci dünya savaşı dönemleri. Yahudi katliamları devam ederken, Chaplin’in tepkisi tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. 2. Dünya savaşı öncesi dünya Nazilere karşı tepkisiz durmaktadır. Tabi bu anti-nazisizm söylemler Chaplin’in başına bela açar. Vatandaşlıktan çıkartılır. Artık Chaplin Hollywood’a veda ettirilmiştir. Artık, Köşesine çekilen ve ölümü bekleyen Chaplin bir “Serseri” vardır. Neyse ki Yıllar sonra Hollywood’un aklı başına gelir ve kaybettikleri usta’nın gönlünü almak için girişimlerde bulunurlar.
Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim. Robert Downey Jr. mükemmel bir oyunculuk çıkartmış. Gerçek bir Chaplin yaratmak için elinden geleni yapmış.

BATUTA

Benzer Yazilar:


Bu yazıyı oylamaya sun:

Tusuldat!

Yazan: ali baba

Benimde Yorumum Var